BASIN HALKI TAHRİK EDİCİ YAYINLARDAN KAÇINMALIDIR

0

BASIN HALKI TAHRİK EDİCİ YAYINLARDAN KAÇINMALIDIR

Son günlerde gerek yurt içinde, gerekse yurt dışında Peygamber Efendimiz’e (SAV) hakaret niteliği taşıyan karikatürler bazı yerli ve yabancı basın-yayın organlarınca yayınlanmaktadır. Bunları yayınlarken de “basın özgürlüğü” “ifade özgürlüğü” kavramları argüman olarak ileri sürülmektedir.

Basın ve ifade hürriyetinin korunması ve kimsenin basın ve ifade hürriyetini kullanması sebebiyle kınanmaması, baskı altına alınmaması ve suçlanmaması bu özgürlüklerin gereğidir.

Basın özgürlüğü ve ifade hürriyetinin de diğer kişi hak ve hürriyetleri gibi sınırları vardır. Bu sınırlar; cebir, şiddet veya tehdit içeren açıklamalar, millet için önem taşıyan değerleri tahkir veya tezyif ile kişilik haklarına hakarettir. Basın özgürlüğü ve ifade hürriyeti ile eleştiri hakkı da bir kişinin bir başkasına istediğini söyleyebilmesi, daha ileri giderek hakaret etmesi demek değildir. Basın ve ifade özgürlüğü hiçbir kişi ve kuruluşa böyle bir imkan, hak ve yetki tanımaz.

Basın ve ifade özgürlüğü ve sınırları gerek iç hukukumuzda gerekse uluslararası hukukta açıkça tanımlanmıştır.

İç hukuk açısından; Türk Ceza Kanunu’nun 216. maddesinin üçüncü fıkrasına göre, “Halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılayan kişi, fiilin kamu barışını bozmaya elverişli olması halinde, altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.” Dini değerler; bir dinin kitabı, peygamberi, kutsal yerleri vs. de kapsar. İnanca saygı ilkesi gereğince herkesin, bir diğerinin inandığı dinle ilgili değerleri gözetme, incitmeme, dini tahkir veya tezyif içeren açıklamalar yapmama yükümlülüğü bulunmaktadır.

Uluslararası hukuk açısından da; BM, İnsan Hakları ve Avrupa İnsan Hakları belgelerinde  bu çerçevede düzenlemeler mevcuttur.

Sonuç olarak; iç hukuk açısından, dini değerlere ve peygamberlere hakaret edenler hakkında Türk Ceza Kanunu m.125/3,(b)-(c), m.130/1 ve 216/3 hükümlerinin tatbiki gündeme gelecektir. Uluslararası hukuk açısından da, BM İnsan Hakları ve Avrupa İnsan Hakları belgelerindeki düzenlemelere aykırılık teşkil ettiği aşikardır.

Basın ve ifade özgürlüğü, başkasına ve başkasının inançlarına, kutsalına hakaret etme hakkı vermez. Aksine hareket din ve vicdan özgürlüğüne saldırı mahiyetinde bir insan hakları ihlalidir. Basının halkın hassas olduğu dini değerlerini çiğneyen yayınlarla halkı tahrik etmesi açık bir suçtur.

Son olaylarda basın ve ifade özgürlüğünün sınırlarının aşıldığı ve kötü niyetli olarak kullanıldığı,  yapılan yayınların halkın benimsediği dini değerlere saldırı teşkil ettiği ve kamu barışını bozduğu açıktır.

Bu sebeplerle, kamuoyundan yükselen şiddet içermeyen haklı tepkilerin ve suç duyurularının takdire şayan olduğunu, bu bağlamda İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından “Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama” suçu uyarınca ulusal bir gazete ve iki yazarı hakkında res’en başlatılan soruşturmanın isabetli olduğunu, Hukukun Üstünlüğü Derneği olarak soruşturmanın takipçisi olacağımızı,

Kamuoyuna saygı ile duyururuz…

Hukukun Üstünlüğü Derneği

Paylaş

Yorum Yap