Prof. Dr. Yusuf Ziya Kavakçı: “ABD’de tescilli bir İslam Mahkemesi kurduk.”

0

Hukukun Üstünlüğü Derneği’nin üye ve gönüllülerine yönelik düzenlediği 05 Mart 2016 tarihli söyleşinin konuğu 1988 yılında ABD’ye gidip kısa bir zaman önce yurda dönüş yapan değerli ilim ve dava adamı Prof. Dr. Yusuf Ziya Kavakçı oldu.

Prof. Dr. Yusuf Ziya Kavakçı, sorulan sorular üzerine 12 Eylül öncesi eşinin başörtüsünden dolayı Erzurum’da üniversitedeki görevini bırakmak zorunda kaldığını, kendisinin de Dekanlık görevini yürüttüğü esnada başörtülü öğrencileri derslere almamaya zorladıkları için sıkıyönetim idaresiyle ters düştüğünden görevine son verildiğini, kızının tıp fakültesine devam ederken başörtüsü dolayısıyla okula devamının engellendiğini, Türkiye’nin o dönemde kendileri için yaşanmaz hale geldiğini, bu arada ABD’den davet aldığını, 49 yaşında en verimli çağında mecburen ABD’ye gittiğini, burada önü kesilse de orada yeniden doğduğunu, birikimini orada değerlendirdiğini, başlattığı ve halen devam eden irşad ve eğitim faaliyetlerini duygulu bir şekilde özetledi.

İlahiyatçı kimliğinin yanısıra bir avukat olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Yusuf Ziya Kavakçı, “Kendimi dava adamı sayarım. Dava adamı olmayan hukukçuya, avukata, mühendise de çok itibar etmem” diyerek ilmin yanında dava adamı olmanın da gerekliliğine vurgu yaptı.

 “Mecelle’yi İngilizceye çevirdim”

Kavakçı, “Amerika’da Mecelle-i Ahkam-ı Adliye-i Osmaniye’nin sekiz yüz maddesini İngilizceye çevirdim. Arapça ve Osmanlıca’sını da altına yazdım. Var olan iki İngilizce tercümesinin de kritiğini yaptım, düzelttim. Video audio olarak kayıtlı duruyor.” dedi.

Amerika’da iken yaptığı bir çok çalışmanın yanında hukuk alanında yaptığı çalışmaları ve bu bağlamdaki düşüncelerini aşağıdaki şekilde ifade etti:

 ”ABD’de tescilli bir Islamic Tribunal / tahkim müessesesi kurduk.”

Amerika’da tescilli bir Islamic Tribunal / tahkim müessesesi kurduklarını belirten Kavakçı şöyle konuştu: “Amerikan usul hukukuna göre çalışıyor, tarafların rızasıyla İslam hukukunu esas alarak karar veriyor.  Taraflar birer alimi kendileri seçiyor. Üçüncüsü başkanlık yapıyor. Panel oluşturuluyor. Juri sistemine göre oldukça ekonomik. Yürüyor, çalışıyor. Gazetelerde tepki olduysa da arkadaşlar gerekli cevapları verdiler.”

Amerikan anayasası ve insan hakları hukuku İslam hukukunun tesirinde hazırlanmıştır.

Amerikan insan hakları hukukunun, American Bill of Rights İslam hukukunun tesirinde hazırlandığını ifade eden Yusuf Ziya Kavakçı bu tezini açıklarken şunları söyledi: “Amerika’da Community College’de davet üzerine İslam hukuku ve batı hukuku hakkında bir konuşma yaptım. Videosu var… İki buçuk saat… Onlara Napoleon Code Civil’i anlatarak başladım. Türkiye’nin iktibas ettiği İsviçre Medeni Kanunu da bu Code Civil’den alınmadır. İstanbul Edebiyat Fakültesinde asistanken dört ciltlik bir Arapça kitap vardı. Napoleon Code Civil’in her maddesinin İslam hukukuna tekabülünü gösteren müthiş bir kitaptı o. Şimdi gittim. Benim çalıştığım İslam Araştırmaları Enstitüsü’nü ve kitaplarını Alemdaroğlu darmadağın etmiş. Hamidullah’ın çalıştığı, Fuat Sezgin’in kitaplarının olduğu, benim tasnif ettiğim kitapları dağıtmışlar. İçim yandı… Napoleon Code Civil Hanbeli mezhebine dayalıydı.. Sonra konferansta onlara  Anglosakson ve Alman Pandeks hukuk sistemlerini ayrık tutarak Amerikan kanunlarının ortalama yüzde sekseninin şeriat hükümlerine uygun olduğunu söyledim. Borçlar, ticaret hukuku.. İslam ceza hukukunda altı tane hudud var. Hududun dışında tazir hakkı var. İtalyan ceza hukuku tazir babına giriyor. Yani şunu demek istiyorum. İslam iman ve ibadeti farklı. İslam hukuku ile seküler hukuk arasında genel olarak İslam, hukuku Allah’a dayar, vahye dayar. Ama onlar dayamaz. O fark var. Ahiret hesabı var bizde. Onlar dünyada bunu yapar. Onlar tamam. Ama yalan söylemek, yalan tanıklık yapmak orada da yasak burada da haram… En sert hukuk malum ceza hukuku. İslam Ceza hukukunda 5-10 adet ceza hukukuna müteallik farklılık var. En sert ceza hukuku bile halifenin tazir hakkı, şuranın tazir hakkı diye bir serbestlik tanıyor. Amerika’nın borçlar, ticaret, ceza vs. hukukuyla benzeşiyor. İslamın anayasa, insan hakları hukuku da var. Amerika insan hakları hukuku İslam hukukundan alınmadır. Kitaplar var.   American Bills of Rights İslam hukukunun tesirinde hazırlanmıştır. Çünkü, onu hazırlayanların İslam hukukunu okudukları, Kuranı okudukları, altlarını çizmişler kitaplar var. Onun için dedim ki, getirin Amerika’nın şirketler hukukunu, karşılaştıralım Mecelle’yle. Kilosu, gramı değişiyor ama nedir sizin bu hoplayıp zıplamanız, niye bu kadar tepki gösteriyorsunuz, dedim. İtirazlarına rağmen sözlerimde hala ısrarlıyım.”

“Amerika’da Laiklik Demek Din Hürriyeti Demektir.”

ABD’yi kuranların daha ziyade Avrupa’da dindarlara baskıdan kaçanlar olduğuna işaret eden Yusuf Ziya Kavakçı sözlerini şöyle tamamladı: “Avrupa’nın İslamlaştırılması biraz zor. Çünkü Avrupa’daki Hristiyanlar haçlı seferleri ve Osmanlıdan yedikleri dayaklar dolayısıyla İslam hakkında önyargılı, kin dolular. Başka bir sebebi de müstemlekeci olmaları. Müslümanlara karşı kırgın, önyargılı, kin dolular. Müslümanlığa açık değiller. İslam’a kapalılar. Avrupa’dan kaçan  dindarlar ise Amerika’nın başına geçti. Onlar müstemlekecilik yapmadı. 11 Eylül’den önce Müslümanlara karşı olumsuz hiçbir şey yoktu. Din hürriyeti esasına dayalı bir sistem hakimdi. İç siyasetiyle dış siyasetinde farklılık var.  Ama 11 Eylül oradaki muhalif gruplara fırsat verdi. Başladılar saldırmaya. Halk ta ne oluyor acaba demeye başladı. Yoksa örneğin Texas’a 30 km mesafede adam köyünden şehre otuz yıl inmemiştir. Kini yoktur. Önyargısı yok. Hz. İsa, Hz. Meryem vs yi sevdiğimizi bilmez. Duyunca şaşırır. Amerika’da bir okul açacaksan kimseden izin almazsın. Amerika’da laiklik demek serbestlik demektir. Devlet din için hiç bir kuruş vermez.  Bir kuruş vergi de almaz. Bir yerde okul açsanız kimse sizi teftişe gelmez. Kimse sizi rahatsız etmez. İstediğin dersi okutursun. İstediğin üniversiteyi kurarsın. Fakir talebeler varsa sosyal yardım babında ABD’nin yardımını almak istiyorsan akredite olur yardımı alırsın. Mezunlarını her yere sokabilirsin. Belgeyi alıp istediğin hapishaneye gidip din adamı olarak girersin. İstersen 200 kişi isteyebilirsin. Din adamı müreccehtir. Ben muslim chaplinim dersin, din adamı.. Orduda din subayları var. Oraya din subayları sokarsın. Yani Amerika’da hala İslam’a hizmet için fırsatlar devam ediyor. ”

Paylaş

Yorum Yap